T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Bolu İl Sağlık Müdürlüğü İzzet Baysal Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

T.C. Sağlık Bakanlığı T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Bolu İl Sağlık Müdürlüğü İzzet Baysal Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi

Facebook Twitter Google Plus Linkedin

“Kazanamamak hiçbir şeyin sonu değil”

Güncelleme Tarihi: 10/01/2019

2017 – 2018 Eğitim ve Öğretim yılı boyunca devam eden üniversite maratonu sona erdi. LYS sonuçlarının açıklanması ile birlikte herhangi bir bölüme yerleştirilemeyen adaylarla ilgili açıklamalarda bulunan İzzet Baysal Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Psikoloğu Mehmet Onur Yavrucu, ailelere ve gençlere tavsiyelerde bulundu.

Sınavda başarısız olmanın hiçbir şeyin sonu olmadığına dikkat çeken Yavrucu, “Ailelere tavsiyem, bunun bir son olmadığını, bu sınava her yıl girilebileceğini ve çocukların başarısının tek bir sınavla ölçülmemesi gerektiğini ama sistemin bu olduğu, buna mecbur kaldıkları için böyle bir yol izlediklerini, her koşulda çocuğun arkasında olacaklarını söylemeleri gerekir.” diye konuştu.

MEHMET FATİH YALINIZ

İzzet Baysal Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Psikoloğu Mehmet Onur Yavrucu yoğun geçen LYS maratonunun ardından ailelere ve gençlere tavsiyelerde bulundu. Gençlerin hayatlarında çok önemli bir dönemi geride bıraktıklarını söyleyen Yavrucu şöyle konuştu; “Bütün öğrencilerimize geçmiş olsun. Hepsini de tebrik ediyorum. İyi kötü bir dönem atlattılar ve hayatlarında çok önemli bir dönemi geride bıraktılar. Biri kazanacak, bir kısmı da haliyle kazanamayacak. Ama bu hiçbir şeyin sonu değil. Bu bir yarış gibi oldu son dönemlerde. Kazanan olduğu için kaybeden var. Bu yarışa çocukları biz sürüklüyoruz, özellikle kazanamadığında ailelerin tepkisi diğer sınavlar için, seneye girecekleri sınavlar için çok belirleyici oluyor. Çok sert tepkiler aldığı zaman çocuk daha stresli oluyor. Daha stresli önümüzdeki sene ne kadar çalışsa da ne kadar azmetse de o başarısını sınava yansıtamayabiliyor.”

“Kaygıyı arttırmamak için ailenin desteğine ihtiyaç var”

Ailelerin çocuklarına destekleyici bir tutum sergilemeleri gerektiğini vurgulayan Mehmet Onur Yavrucu, şöyle devam etti; “Ailelere tavsiyem, bunun bir son olmadığını, bu sınava her yıl girilebileceğini ve çocukların başarısının tek bir sınavla ölçülmemesi gerektiğini ama sistemin bu olduğu, buna mecbur kaldıkları için böyle bir yol izlediklerini, her koşulda çocuğun arkasında olacaklarını söylemeleri gerekir. Öncelikle, psikolog açısından bakıyorum. Başarısını, çocuk başarısını, bilgisini sınava yansıtması lazımdır. Bunun önündeki en büyük engellerden biri de sınav stresi. O kaygıyı arttırmamak için, hatta önüne geçmek için çocuğun ailenin desteğine fazlasıyla ihtiyacı var. O yüzden destekleyici bir tutum kazanmaları gerekiyor ki, bir sonraki sene tekrar başarılı olabilsinler.”

“Bütün hayatı bir yıl askıya al demek doğru bir yaklaşım değil”

Sınava hazırlık döneminde öğrencilerin bütün hayatını askıya alarak hazırlanmalarının doğru bir yaklaşım olmadığını ifade eden Yavrucu, “Bunun dışında tatil dönemindeyiz. Çocuklar için baktığımız zaman ders dönemi yada dershane dönemi yeterli sınava hazırlık için. O yüzden kazanamayan çocukların şimdiden ders çalışmaya başlaması konusunda da bir baskı yapabiliyor aileler. Bunu da çok doğru bulmuyorum açıkçası. O dönem zaten yeterli, çocuk o dönem ders çalışacak, şu an yoğun bir maratondan çıkmış durumda çocuklarımız. Tatillerini yapsınlar, güzelce zamanlarını geçirsinler. Aynı şey hazırlık sürecinde de geçerli yine ders çalışma açısından bakıyoruz olaya. Ders döneminde de bir mantık var, bizim zamanımızda öyleydi, şimdi de öyle yaklaştıklarını duyuyorum öğretmenlerin. Bütün hayatını askıya al, bir yıl boyunca dersine çalış başka hiçbir şey yapma, tiyatroya gideceksen bir yıl geçsin öyle gidersin, arkadaşlarınla görüşeceksen, bir yıl geçsin sonra görüşürsün. Bu açıkçası çok doğru bir yaklaşım değil. Bu hayatı bir yıl askıya almak çok mümkün değil. Her şeyi yerinde ve zamanında programlı yaptıkları şekilde çocuk arkadaşı ile görüşmeli, film de izlemeli, bunun yanında ders saatleri belli olmalı ve o ders saatlerini takip etmeli. Önümüzdeki dönemde yapmaları gerekenler bunlar. Çocuğun stresle başa çıkması için kesinlikle sosyal aktivitelerine de ihtiyacı var. Bunları temel olarak sağlayacak kişiler de aileleridir.” diye konuştu.


“Çok yüksek beklentiler olmaması lazım”

Aileleri, çocuklarından beklentilerini çok yüksek tutmamaları yönünde uyaran Yavrucu, “Çocuğun ilk başta etrafında aile var. O yüzden çocuktan böyle çok yüksek beklentiler olmaması lazım. Çok yüksek beklentiler varsa bile bunun sezdirilmemesi gerekiyor. Çocuğun belli bir başarısı var. Bu çalıştıkça artacak. Bunun artmaması için hiçbir neden yok. Çocuk çalışmayabilir, o tür durumlarda yardım alınabilir. Ama bunun dışında çocuk çalışıyorsa, çalıştığı halde başarılı olamıyorsa burada bambaşka şeyler vardır. Bir çok şey duyuyoruz, testlerde çok iyi ama sınav günü olmadı, kendi çözdüğünde çok iyi ama sınava girdiğinde dershanede bile olsa onda başarılı olamıyor. Bu sınav kaygısıdır, değerlendirilme kaygısıdır. Ya kazanamasam gibi bir düşünce vardır bunlar çocuğu geri çeker engeller. Bilse bile gösteremez. Çalışmaya bir çocuğa dersiniz ki daha fazla çalışsın, ama çalıştığı halde gösterememek hem çocuk için kötü hem de çocuğun başarısını çok olumsuz etkiliyor. Mümkün olduğu kadar stresi azaltmak gerekiyor. Stresi azaltmak da kesinlikle sınavla olmaz, sadece sınav dediğimiz zaman bir seneni askıya al sınava hazırlanıyorsun her şeyi sonra yaparsın dediğimizde o sınavı biz onun kafasında o kadar büyütüyoruz ki, başka alternatif kalmıyor. Burada bir çok çocukla görüşüyoruz, sonraki sene girersin hayatın sonu değil dediğimizde, hayır hayatın sonu, sonraki sene giremem, başka bir alternatifim yok diyor. Ya hep ya hiç dediğinde ister istemez kaygısı çok yüksek oluyor. Bu da başarısını etkiliyor.” dedi.

“Aileler anlayışlı olmalı”

Sınava hazırlanan gençlerin ailelerinin özgüveni düşürecek davranışlardan kaçınmaları gerektiğini söyleyen Yavrucu, “Özgüveni düşürecek davranışlardan kaçınmaları lazım. Nedir bu? Onları çok fazla eleştirmek, ya da başarısızlıklarını çok abartarak yüzlerine vurmak. Başarısız olduğunu çocuk kendisi de biliyor. Çocuk diyoruz ama yaşları da ilerlemiş insanlar. Üniversiteye gidecekler, bir çoğu ailelerinden ayrılacaklar, 4 – 5 yıl kendi ayakları üzerinde duracaklar. Bir çok şeyle yüzleşecekler. Çocuklara bunun bilincinde davranmak lazım. Onlar artık bir birey olma aşamasındalar. Meslek seçiyorlar, üniversite sınavlarının sonucunda. Bu bilinçle yaklaşmak lazım. Her şeyin sonu değil aileler de buna göre davranmalı. Bir çok tehdit duyuyoruz, bu sene kazanamazsan bir daha göndermeyeceğim. Tabi ki ailenin imkanı olmayabilir, o durumda tamam. Ama bir çok aile bunu bu sene halletsin diye düşünüp böyle diyor. Bu da çocuğa ekstradan yük bindiriyor. Bu durumda çocuk başarılı olacaksa bile geri çekilebiliyor. Ailelerin daha anlayışlı olmalı, destek olduklarını belirtecek şekilde davranmaları gerekiyor. Bir çok çocuk kazanamadığı takdirde ailesinin sevgisinin azalacağını düşünüyor. Bu çok olumsuz bir şey. Bir başarısı insanı var etmiyor ki, o bir birey olduğu için, sizin çocuğunuz olduğu için zaten değerli. Başarılı olsa da değerli, olmasa da değerli bunu arttıracak, azaltacak bir durum değil aslında. Ailelerin bunu ayırt etmesi gerekir. Çocuk bilmeli ben elimden geleni yapacağım ailem de benim arkamda olacak. Ben kazanırsam onlar mutlu olacak, ben kazanmazsam da benim yanımda olacaklar bana desteklerini devam ettirecekler. Bu hayatın sonu değil, bunu çocuğun bilmesi gerekiyor.” dedi.

“Profesyonel yardım almaktan çekinmeyin”

Problem yaşanması ve çözülememesi durumunda profesyonel yardım almaktan çekinilmemesi gerektiğini vurgulayan Yavrucu sözlerini şöyle tamamladı; “Çocuk baş edebiliyorsa, aile bununla baş edebiliyorsa, sınavı kazanamamak çok normal bir şey. Ama sınavı kazanamadığında ailesi ile problem yaşıyorsa ve çözemiyorlarsa veya çocuk psikolojik problemler ortaya çıkarmaya başlamışsa. Uykularını etkileyecek olabilir, sınav kaygısı yükselmiş, ders çalışmasını etkiliyor olabilir. Program yapamamış ve yaptığı programa uyamıyor olabilir. Sınav başarısı düşmüş olabilir, arkadaş ilişkileri bozulmuş olabilir. Baş edemediğini gösteren şeyler ortaya çıktığında bir çocuk psikiyatrisine, bir çocuk psikoloğuna görünmesi doğru olabilir. Bunlar da hayatın sonu değil, bunlar da çözülemeyecek şeyler değil. Böyle danışanlarımızla çok güzel yol alabiliyoruz. Profesyonel yardım almaktan çekinmemesi lazım ailelerin ve çocukların.”